Neyinedir ’şeref’sizin “Şerefe!” içişi..?
İnsana bahşedilen o büyük ama asla sahip olamadığı nimetin hayaline mi, yoksa ego manyaklığının ruhunu hapsetmişliğine mi..?Devamını okuyun »
Tam 11 sene önceydi. Gecenin bir yarısı, uykunun da en tatlı yerinde, “Kıyamet dedikleri bu olsa gerek!” diyerek doğruldum ranzamın üst katında. Net olarak duyabildiğim tek şey, annemin uğultuya karışmış cılız sesiydi: -Çocuklarım!
Bazı şeylerin tadı önce damakta kalıyor, sonra hiç kalmıyor (ya da tadını kaçırıyorlar). Bu vb. nedenler ile, uzun süren sıkıntılı bir dönemin ardından, yine beni çok sıkmaya başladığını hissettiğim ve 2007 yılından bu yana kullandığım Facebook hesabımı dondurmuş bulunmaktayım.
Bugün sensizliğimin bilmem ki kaçıncı günü. Takvimi yok artık kalbim dediğim alevimin. Yokluğundan sonra sildim, yırttım, yaktım, yaşadım, öldüm, öldürdüm.. Öldürdüm senli her yanımı.
Hani vardı ya, bir zamanlar dudağımın kenarında çizgi olmuş otururdu.. Hani karanlıkta ışık tutardı gözlerimden; göreyim/ görüleyim diye.. Hani başka gözleri de ayna ederdi kendine, yalnız kalmasın diye..
Dedikodu Kazanı