Bilge OĞHAN
10 Aralık 1985
Bir Salı günü..
Darbe olalı henüz 4 sene geçmiş, cumhurbaşkanımız nitekim Evren Paşa, başbakanımız Rahmetli Özal. . Euro yok henüz; Alman Markı -ki o da hâlâ duvar durduğundan “Batı Alman Markı”- 225 Lira 15 Kuruş, ABD Doları 569 Lira 60 Kuruş.. Günümüze oranla, pahalı olan sadece ekmek sanırım; 200 gr ekmek 30 lira.. (Gerçi 41.400 Lira asgari ücretle pek pahalı sayılmaz..)
O günün Hürriyet Gazetesi manşeti “Ahtapot Operasyonu” (anlayacağınız, operasyonlar hep var ama adları değişiyor işte..) Time‘ın kapağında Regan ile Gorbaçov yan yana sırıtmakta..
Neyse;
Güneş yeni batmış; Ay dolunaya yakın, doğumumu izlemiş o gece.. Saat 18:00~; “Merhaba!” demişim Dünya’ya.. ”Adınla yaşa!” deyip, ‘Bilge’ demişler adıma.. Mutlu, güzel çocukluk yıllarım içinde, erken yaşta bir kızım olmuş; KIZ KULESİ.. Belki ilk aşkım, belki son ama her hâlükârda bitmeyen aşkım..
Aklımı bilgime ‘katık edip’ yuvarlamışım seneleri.. Yabancı dil eğitimimle Türkçe’min güzelliğini fark etmiş ve ıslah olmaz bir Türkçe âşığı olmuşum.. Türkçe’mle, yabancı dilimin gramerini yoğurmuşum.. Adımın etkisinden midir bilmem, felsefeye düşmüş hayatı kendimce anlamlandırmışım.. Doğrularım olmuş herkes gibi, ama esnetmeyi başarabilmişim ki kolay kolay kırılmayayım..
Çaldığım gitar ve seslendirdiğim onca şarkıya rağmen, müzisyenliğin sadece bir enstrüman çalmak ya da şarkı söylemekten ibaret olmadığını, iyi bir dinleyici olarak kendime ispatlamışım.. Bazen dinlemenin, anlatmaktan daha iyi öğrettiğini öğrenmişim.. Sen doğruysan eğer, doğruların seni bulacağına tanık olmuşum..
Göz rengi değil, bakıştır gözü göz kılan; bunun bilincinde bakmışım hep.. Aptallığın yüzden okunduğunun bilincinde olarak, aklımı yüzüme yansıtmışım.. Ama asla “maske”ler ardına saklanmadan, o anki ruh halimi saklamadan yapmışım bunu..
Azıcık gurup vaktinin kırmızısından, azıcık göğün mavi yüzünden katmışım ve hayatımın rengini mor olarak belirlemişim..
Sadece burcum YAY, yoksa ben hiç yaymamışım hayatı.. Her şeyi vermişim de şu hayata, bir boş verememişim.. Belki de bundandır ‘Boş ver!”lere kızışım..
Ne çok anlattım kendimi..
Oysa ben değilim beni anlatan; beni benden öte gören bir gözden bu yazı..
O gözün sahibi der ki;
“Hayatta az insan saygıyı hak eder; biri sen oldun.. Katınca yaşlar yaşamış ama heybesi bomboş kalmış bir “garibanlar sürüsü” içinde böylesi bir olgunluğa erişmiş olman ve o minik cüssenle, ağırlığını bunca hissettirmen olağanüstü.. Hep değerinin farkında ol ve asla hak ettiğin değeri göstermeyenlere taviz verme..”
Hayatıma bir şekilde dahil -ya da müdahil- olan herkese sevgimle,
Bilge OĞHAN


Dedikodu Kazanı