Bu zamana kadar ikisine de yenik düştüğüm anlarım oldu ama sonucunda edindiğim tecrübe şu;
Bedenimizi dikeylemesine ortadan ikiye bölersek, beyni iki tarafa da pay etmiş; kalbi ise bir bölüme esir etmiş oluruz. Yani doğamızda olan; doğal olan, beynimizi hiçbir şekilde devreden çıkarmamaktır.
Ortadan bölüp var olan bu dengeyi bozmak kötü elbet ama ikisini bir ve dengede tutmak da zordur. Duygular ve mantık -yani kalp ve beyin- bir kullanılmalı. Tekinin hüküm sürdüğü bir yaşam içinde, birçok hatalar, pişmanlıklar, “keşke”ler doğuyor.
Pek çok insanın tecrübelerinin arasında, ödülleri ve bedelleri ile bu “beyin-kalp” savaşı yaşanmıştır. Durumlar karşısında bu teraziyi çok dikkatli kullanmalı ve duygular olmadan mantığı; mantık olmadan da duyguları harekete geçirmemeyi öğrenmeliyiz.
Bu doğru. Genel olarak aşırılığa kaçmamak gerekir.Duygular önplana çıkarıldığında -her insanda etki derecesi farklı- beynin fonksiyonlarında anlık azalmalar görülüyor.Bu nedenle senin dediğin gibi dengeyi kurmak önemli. aşırılık her zaman insana zarar vermiştir. onun için dengeyi sağlamak önemli. ayrıca bahsettiğin o vucudu ikiye bölme olayı da oldukça güzeldi
@Kutsalkedi
Dile kolay gelir ya hani bazı şeyler, işte bu konu da aynen öyle. Uygulamaya gelince pek çoğumuz “çuvallarız” denge hususunda.. Sanırım soğukkanlılığını koruyabilen insanlardır bunu başarabilenler ama yine de %100 olumlu sonuç alabildiklerine inanmıyorum.
Yakın çevrem dışından ilk kez bir yorum alıyorum blogcuğuma. İlgin, yorumun ve beğenin için teşekkür ederim. (: